FEBO Olmak Ya Da Olmamak… Bütün Mesele Bu Mu?

EBO sınavı hakkında bilmeniz gereken herşey…

EBO (European Board of Ophthalmology) sınavını kazanmak prestij ve kendini kanıtlamak açısından önemli sayılsa da ülkemizde ya da Avrupa’da çalışma hakkı elde etmek için herhangi bir geçerliliği yok. Ama sınav başarı belgesini CV’nize koymak ve bazı konuşma ve kurumlarda isminizden sonra FEBO (Fellow of the European Board of Ophthalmology) ünvanını kullanmanın hazzı ise tarif edilemez.

Sınava nerde yapılıyor? Kimler girebiliyor?

FEBO sınavı 1995’ten beri yapılmakta olup sınav yeri Paris/Fransa’dır. Sınav Fransız Ulusal Oftalmoloji Kongresiyle aynı tarihlere denk geliyor. Eğer bu arada biraz da Fransızlar Oftalmoloji’de ne yapıyor diye düşünüyorsanız aynızamanda sınavında yapıldığı ‘Le Palais des Congrès de’ kongre merkezinde bir alt kata inip oturumlara katılabilirsiniz. Tabii Fransızca’nız varsa. EBO sınavı Avrupa ülkelerinin birçoğu için gönüllülük esasına dayanmaktadır ama İsviçre ve Belçika gibi bazı ülkelerde ise uzmanlık sınavı yerine de geçmektedir. Sınav süresince tanıştığım insanlardan ‘peki Türkiye’den gelenler neden bu sınava bu kadar geç giriyor?’ şeklinde tepkiler aldım. Genel olarak bakıldığından yüzlerce adayın girdiği sınavda hemen herkes bizlerden daha küçüktü. Aslında Avrupa’da uzmanlık sınavının yerine geçtiği düşünülürse ülke olarak bizim de asistanlıkta ya da hemen asistanlık sonrası bu sınava girmemiz daha uygun olacak diye düşünüyorum. Bende bu sınava uzmanlığın 6. yılında yani çok geç girdim. 2016 yılındaki sınava 26 ülkeden 619 adayın başvurduğu düşünülürse sınavın giderek popülerleştiği ve daha da önem kazandığı ortaya çıkacaktır. Sınava Anabilim Dalı başkanınızın onayıyla asistanlığınızın son yılında ya da uzmanlıkta istediğiniz zaman girebilirsiniz.

Peki hangi kaynaktan çalışalım?

Web sitesinde neyi nasıl çalışmanız gerektiği ve kaynaklar zaten verilmiş. (http://ebo-online.org/newsite/EBODexam/syllabus.asp) Benim fikrim de Kanski ve Akademi kitapları yeterli. Wills Eye’da ekstra bilgi katar. Ama kitapları İngilizce okumanızı tavsiye ederim, çünkü hem sözlü hem yazılı İngilizce. Dolayısıyla sınavda başarılı olmanız için bu dile orta düzeyde de olsa hakim olmanız şart. Ama genel olarak tıbbi terimler aynı olduğu için özellikle testte bu bir avantaj.

Neden bu sınava girmeliyim? Ne zaman başvuracağım?

Sınavın Paris’te olması bile bu sınava girmeyi çok sempatik hale getiriyor. Sınavda başarı oranının genel olarak %90’larda olduğu düşünülürse, başarısız olan %10’luk dilimde bile olsanız Paris kesinlikle buna değer. Kahvenizi alıp, Şanzelize caddesinde ki onlarca bistrolardan birinde baget ekmekli sandviçinizi ya da kruvasanınızı yiyerek etraftakileri seyretmek bile bu şehre gitmek için bir neden. En azından Eyfeli gezip , Louvre müzesinde Mona Lisa portresiyle fotoğraf çektirip, Notre Dame kilisesini seyredip dönebilirsiniz. Sınırlı sayıda kontenjan olduğu için erken kayıt önemli. Bazen son başvuru tarihinde başvursanız bile yoğun katılımdan dolayı bir sonra ki seneye bırakabiliyorlar. O yüzden karar verdiyseniz önce giriş ücretini yatırıp (450 euro), sonrasında hemen başvurun. Başvurular genelde Ekim-Aralık arasında. Sınav ise Mayıs’ın ilk haftası içinde oluyor. 2017 EBO sınavı 5-6 Mayıs’ta.

Sınav formatı nasıl? Sorular zor mu?

Sınav 2 bölümden oluşuyor. Test (öğleden önce) ve Sözlü (öğleden sonra). Sınavın test bölümü sabahın erken saatlerinde merkezi sayılabilecek bir yerde (Şanzelize’deki zafer takına 10 dakikalık yürüme mesafesi ya da ana metro istasyonlarından birinin hemen yanındaki kongre merkezinde) yapılıyor. Önceden sınava nerde, saat kaçta ve hangi salonda gireceğiniz size e-posta ile iletiliyor. Aldığınız çıktı ile sınava giriyorsunuz. Test sınavı 8.30-11.00 arasında. Sınav alanı oldukça kalabalık. Avrupalı ya da Avrupa’da çalışan Afrika, Güney Amerika, Uzakdoğu’dan birçok aday heyecanla gireceği sınıfı arıyor, sınav stresini atmak için sohbet ediyor ya da kahvelerini içiyorlar. Sınav salonlarında isminiz sıranızda yazıyor. Sınavla ilgili açıklamalardan sonra sınav kitapçıklarınız dağıtılıyor. Yoğun katılımdan dolayı bu sene sınavı kitapçıkla değil, tabletle yapmayı düşünüyorlar. Sınavda toplam 52 çoktan seçmeli soru (MCQ-Multiple choice of Question) var. Sınav formatı Türkiye’deki alışkın olduğumuz formatlardan oldukça farklı. Soru soru gibi değil de bir cümle ile başlıyor. Altında 5 tane şık var. Size bu 5 şıkkın teker teker doğruluğunu ya da yanlışlığını soruyorlar. Yani aslında kısa kısa toplamda 52x5=260 sorudan, 150 dakika da test oluyorsunuz. Eğer bilmiyorsanız bir de bilmiyorum şıkkı var. Yani eminseniz işaretleyin, değilseniz boş bırakın diyor. Çünkü yanlış yaparsanız -0.5 puan alıyorsunuz. Hepsini ya da iki şıkkı birden işaretlerseniz yine -0.5 puan alıyorsunuz. ‘Bilmiyorum’u işaretlerseniz 0, doğru işaretlerseniz 1 puan alıyorsunuz. Araştırmalara göre bu tip bir sınavla adayların soru da ‘atması’ önlenmiş oluyor ve cevap kağıdını incelemenin güvenilirliği %90’lara çıkartılarak bir hayli artıyor. Aslında bilenle, emin olmayan ve atanı ayırmak için oldukça adil bir sistem. Yani parlak ve başarılı adayla, sınırdaki-orta düzeydeki adayın puanları arasında bir hayli fark oluyor. Sonra cevabınızı optik kağıda işliyorsunuz. Evet, hayır ya da bilmiyorum şıkkını (Resim 1).

Resim 1: MCQ-kağıdı, her biri 5 doğru yanlış öğe (A - B - C - D - E) olan 52 sorudan oluşur (1'den 52'ye kadar numaralandırılmıştır ). Her bir öğe için, adayların üç olası seçeneği vardır:
• T (Doğru)
• F (Yanlış)
• D (bilmiyorum)

Konular aşağıdaki gibi:

  1. Optik, Refraksiyon ve Kontakt Lensler
  2. Pediatrik Oftalmoloji ve Şaşılık
  3. Dış segment, Kornea ve Adneksiyal hastalıklar
  4. Glokom, Katarakt ve Refraktif Cerrahi
  5. Retina, Vitreus ve Uvea
  6. Nöro-oftalmoloji
  7. Orbital Hastalık ve Oküloplastik Cerrahi
  8. Oftalmoloji ile ilgili genel tıp
  9. Oftalmik Patoloji, Mikrobiyoloji ve İmmünoloji
  10. Farmakoloji ve Tedavi
İki örnek soru (http://ebo-online.org/newsite/EBODexam/structure.asp):

Yakın görme keskinliği uzak görme keskinliğine göre orantısız bir şekilde azalır (EBOD 2004)

A ) Yaşa bağlı makula dejenerasyonu
B ) Arka subkapsüler katarakt
C ) İleri glokomatöz optik nöropati
D ) Ambliyopi
E ) Yüksek miyopi

Yanıtlar: A) DOĞRU; B) YANLIŞ; C) DOĞRU; D) YANLIŞ; E) YANLIŞ

Uzun ince parmakları ve aşırı gevşek parmak eklemleri olan uzun boylu 5 yaşındaki bir çocuk, bilateral subluksasyonlu, biri aşağı ve dışa, diğeri yukarı ve içe mercekleri vardır. Her iki ebeveyn de normaldir ve aile hikayesi yoktur (EBOD 2003):

A ) En olası tanı Weİll-Marchaseni
B ) Elektroretinogram endikedir.
C ) Görme keskinliğine, retinoskopi ve sübjektif refraksiyona dayanan, afakik veya fakik gözlük düzeltmesinin en iyi şekilde yardımcı olur.
D ) Ayırıcı tanıda otozomal resesif geçişli bir hastalık, örneğin homosistinüri düşünülmemelidir
E ) Bir ekokardiyogram yapılmalıdır

Yanıtlar: A) YANLIŞ; B) YANLIŞ; C) DOĞRU; D) YANLIŞ; E) DOĞRU

Soruların yaklaşık 3’te biri ara sıra da olsa okuyan, kendini yenileyen ve poliklinikte hergün hasta gören adayların kolayca yapabileceği tarzda. Yani ekstra hazırlanmadan bu soruları yapabilirsiniz. 3’te biri ise orta zorlukta. Ya çok ve ayrıntılı okuyan biri olmalısınız ya da sınava orta seviye de hazırlanmanızı gerektiyor. Kalan 3’te birlik soru ise tamamen ayrıntı ve detay soruyor. Sınavın bu kısmı için ise çalışmak şart. Ama tüm sorular bir yerlerde yazıyor. Yani yorum sorusu ya da ancak alt birimlerin kitaplarında bulunan bilgiler genelde yok. Dolayısıyla orta tempo bir kitap okumayla tüm sorular yapılabilecek kıvamda. Sınavda ki %90 başarı oranı da bunun göstergesi zaten.

Sınavın test kısmı bittikten sonra öğleden sonra sözlü sınava girilir (12.45-18.45 arası 6 oturum halinde). Arada birkaç saat zamanınız var. Bu sırada biraz daha çalışabilir, arkadaşlarınızla sohbet edip stress atabilir ya da gezebilirsiniz. Öğleden sonra sözlü sınav birkaç oturum halinde yapılıyor. İşin en zevkli kısmı ise burası. Büyük bir salonda onlarca aday 2 kişi bir istasyona gelecek şekilde kare şeklinde sıralanmış 4 sıranın içine oturtuluyor. Altınızda tekerlekli bir tabure var ve bunla 8 jüriyi sırayla geziyorsunuz. Her sırada 2 sınav jürisi var. Yani toplam 8 jüriden sınava giriyorsunuz. Her birinde 4’er dakikadan (bazen uzayıp kısalabilir) 8 dakika kalıyorsunuz. Jürilere ülkemizden de birçok hoca katılıyor. Denk gelmeniz olası. Benim jürimde TOD başkanımız Prof. Dr. Reha Ersöz vardı. Bana kornea ödemli ve ön kamarada fakik İOL’ü hayal mayal seçilen bir hasta gösterip bu durumun neden olabileceğini sordu. Ben fakik İOL’un sebep olduğu akut göz içi basınç yüksekliğine bağlı ödem olmuş olabilir dedim. Ya da endoftalmi olabilir dedim. Bunun üzerine bana fakik İOL komplikasyonlarını sordu. Sonrasında da neden bu hastalara excimer lazer değil de fakik İOL yapmış olabiliriz dedi. Bildiklerimi söyledim. Jürideki 8 sınayıcının her biri ilgilendiği birimlele ilgili 1 ya da 2 soru soruyor (Bazen 3’te olabilir). Bu 8 hocadan bazıları ortak birimlerden olduğu için o bölümden fazla soru almanız da sizin şansınıza kalmış. Benim hocalarım retina, katarakt ve glokom ağırlıklıydı. Her 3 alt birimle ilgili de çokça hasta gördüğüm için sorularda rahattım. Orbita jürisinde ise zorlandım. Ama şunu bilmenizi isterim ki her jüri çok yardımcı ve günlük pratikten soru soruyor. Kesinlikle günlük pratiğinde hasta gören ve ameliyat yapan bir cerrah için kolay sorular var. Ve işin en güzel yanı bunu bilgisayarda hastanın resmini ve klinik özetini vererek sormaları. Glokomcu jüri bana bir hastanın ön segment resmi ve göz içi basınçları olan bir slayt gösterdi ve bu hastada başka hangi tetkik istediğimi sordu. Ön segment bulguları PEX glokomu düşündürdü için hemen gonyoskopi, OCT ve görme alanı dedim. Bir sonra ki slaytta onları gösterdi. Hangi bulgulara rastlarsın dedi hepsini ayrıntılı anlattım. Tedavi ve cerrahiyi sordu, çok detaylı söyledim. En sonunda PEX’i olan bir hastanın her yıl glokom olma olasılığı kaç kat artar dedi ve orda çuvalladım. Retinacı hoca sentral ven tıkanıklığı olan bir hastanın görüntüsünü sordu. İlgilendiğim bir konu olduğu için tanı-tetkik ve tedaviyi bir bir anlattım. Sonunda bu hasta vitrektomize ise ne tedavi yaparsın dedi. Cevabı söyledim. Eğer o konuda bilgiliyseniz sizi en zor soruya kadar götürüyorlar. Ama kem küm ettiğinizi görünce çok zorlamayıp temel şeyleri soruyorlar. En azından benim jürim böyleydi. En güzel yanı ise soru da hem görüntülü olarak (resim ya da hasta ile ilgili bilgiler) ve basamak basamak gitmeleri. Sınavda bir sürü yeni bilgi öğrendim diyebilirim.

Sınav skoru ise şöyle hesaplanıyor. %40 test+%60 sözlü (Viva Voce) puanının ortalaması (Resim 2). Ama sınavı kazanabilmeniz için her iki sınavdan da en az 50 almanız gerekiyor başarılı olabilmeniz için. Sözlüde ise her ikili grup jürinin verdiği puan 0.15’le çarpılıp toplamda %60 olarak etkiliyor (Resim 2)

Resim 2: Sınav puanının hesaplanması

Peki ertesi gün…

Evet artık sınav stresi geçti, Paris’in tadını çıkarmaya başladınız (Ama hiçbir zaman bitirmeniz mümkün değil), sınavınızda fena geçmedi. Herşey yolunda. Bir sonraki gün öğleden sonra 1 gibi sonuçlar asılıyor. Ve ödül töreni başlıyor. Siz listeyi okuduysanız o kürsüye çağrılacağınızı biliyorsunuz, çünkü ülkelerin alfabetik sırasına göre, o ülkenin kazanan adaylarını açıklıyorlar. Bu seremoni yaklaşık 2 saat sürüyor. Almanya ve Türkiye’den 80 kadar aday kürsüde idi. Kürsüye çıktıktan sonra başarı belgenizi alıp, toplu fotoğraf çekiniyor ve sonrasında diğer ülke için aynı prosedür başlıyor. Sınavın ilk 3’ünü ise ayrıca ilan edip çağırıyorlar. Başkan, önceki başkan konuşmaları falan derken seremoni biraz uzunca, ama eğlenceli bir aktivite. Akşam 6’da ise sınav partisi var. Bunun için otobüslerle ayrı bir mekana götürüyorlar. Sınavın tüm yorgunluğunu atabileceğiniz çok eğlenceli bir ortam. Müzik, dans, sohbet vs. Kesinlikle buna da katılmanızı öneririm.

Sonuç olarak sınav ortamının heyecanını tatmak, mesleki bilgilerinizi yenilemek, yeni insanlarla tanışmak, sınav partisine katılmak ve tabi ki Paris’i yaşamak…En güzeli sınavda başarılı olursanız FEBO olmak… EBO sınavı bunların hepsini yaşamanız için bir fırsat…Ben bu fırsatı kaçırmayın derim…

Dr. Çağatay ÇAĞLAR Kimdir?

1981 yılında doğdu. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinden 2004 yılında mezun oldu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Göz Hastalıkları İhtisasını Kasım/2009 yılında tamamladı. Mecburi hizmet görevini Van’da tamamladıktan sonra Çanakkale Devlet Hastanesinde çalıştı. Ekim 2013’ten beri Çorum Hitit Üniversitesinde görev yapmaktadır. 2012’de kuruluşundan beri üye olarak görev aldığı Genç Oftalmologlar Grubunda, 2016 yılından beri sekreterya ve web sitesi sorumlusudur.

Türk Oftalmoloji Derneği
LookUs & Online Makale