Klinikten Laboratuvara Ödülle Taçlanan Bir Yolculuk

Bir klinisyen olmama rağmen asistanlığımın ilk yılından itibaren içerisinde preklinik laboratuvar deneylerinin yer aldığı çalışmalar hep ilgimi çekmiştir. Sadece göz şikayeti olan hastaları muayene edeceğimi, hastalıklara tanı koyacağımı ve medikal ve/veya cerrahi tedavi uygulayacağımı düşünerek girdiğim göz hastalıkları ihtisası ve tedavi sürecinde yaşanan bir takım olumsuzluklar bilimin asıl üretildiği laboratuvarların kapılarını açmama yardımcı oldu. 2014 yılında TÜBİTAK bursu ile “short term fellowship” programı kapsamında “Ocular Surface Research and Education Foundation (OSREF)” e Scheffer C.G. Tseng, M.D., Ph.D. direktörlüğü altında kabul edildim. Bu merkez göz doktoru ve çeşitli hücre bilimcilerin ortak olarak kurduğu, temel olarak kornea ve oküler yüzey hastalıklarını konu alan ve her türlü medikal ve cerrahi tedavinin yapılabildiği, hatta bir takım göz yüzeyi hastalıkları için Amerika’da referans klinik olarak seçilmiş bir bilim merkeziydi. Hücre bilimci doktor arkadaşlarımın yanında, ameliyatlara birlikte girdiğimiz göz hekimi arkadaşlarımın biyomühendislik, biyomedikal mühendisliği gibi mühendislik alanlarında doktora dereceleri mevcuttu. Bu ikinci doktora derecesinin aslında onların klinikte karşılaşılan problemleri laboratuvar ortamına kolaylıkla entegre edip, tedavi ve çözüm odaklı çalışmalarına olanak sağladığını fark ettim. Ve Türkiye’ye döner dönmez Hacettepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyomühendislik Anabilim Dalı’nda doktora eğitimime başladım. Bu süreçte Hacettepe Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitelerinde doku mühendisliği ve hücre kültürü ile ilgili birçok araştırmada yer aldım. Bir klinisyen olarak gündüz hastalıklara tanı koymak, tedavilerin kısıtlı kaldığı noktalarda sorunun aslında nereden kaynaklandığını tespit etmek ve bunu nasıl bir çözüm ile ortadan kaldırabiliriz sorusunu akşam saatlerinde mühendis arkadaşlarımla laboratuvarda tartışmak bir yaşam stilim haline dönüştü. Üniversitelerin bilimsel araştırma projelerini destekleme birimi ve TUBİTAK tarafından desteklenmiş 4 farklı projede yürütücü ve araştırmacı olarak görev aldım. Çalışma ekibimde sanayi destekli veya farklı kurumlardan araştırmalarına destek alan akademisyen arkadaşlarımdan edindiğim tecrübe ile UNESCO ve L’Oreal ortaklığında uluslararası “For Women In Science” programının bir uzantısı olan “Genç Bilim Kadınlarına Destek Bursları” ulusal programına başvurdum. UNESCO Milli Komisyonu ve L’Oreal Türkiye iş birliğiyle ülkemizdeki bilim kadınlarının bilimsel çalışmalarının teşvik edilmesi maksadıyla 2003 yılından bu yana yürütülmekte olan bu program kapsamında her yıl Yaşam Bilimleri ve Malzeme Bilimleri kapsamında 6 bilim kadınına projelerini gerçekleştirebilmeleri için burs verilmektedir. Ben de mevcut hücre kültürü çalışmalarımın temelinde arzu ettiğim bir üst basamak proje tasarımını oluşturarak bu programa başvurdum ve projem desteklenmeye hak kazandı. Desteklenmeye hak kazanan bu projeyle, mikroakışkan sistem desteği ile silikon hidrojel kontakt lens üzerinde yüzey modifikasyonu uygulanacak ve limbal epitel kök hücre kültürü gerçekleştirilecektir. Özgün olarak planladığımız bu yüzey modifikasyonu neticesinde ilk kez hücre tabaka teknolojisi bir kontakt lens üzerine aktarılmış olacak ve bu durum laboratuvar ortamında üretilen bir doku mühendisliği ürününün kliniğe aktarılmasında karşılaşılan problemlerin önlenmesinde önemli bir katkı sağlayacaktır.

Klinisyenler çalışan bir organizmada aksaklıklar (hastalıklar) ortaya çıktığında bunu onarmak (tedavi etmek) ile yükümlü kişilerdir. Dolayısıyla bizlerin hastalıkların temelinde yatan patofizyolojiyi teorik olarak bilmenin ötesinde tıpta çözüm üretilememiş sorunlara merak ve sorgulayan bir tavırla yaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Asistanlık eğitimi ve uzmanlık sonrası ilk yıllar araştırma-geliştirmeye en yakın olduğumuz dönemlerdir. Bu dönemleri daha aktif geçirmek ve araştırma projelerinde yer almak bireysel gelişimimizin ötesinde tıbbın gelişimine büyük katkı sağlayacaktır.

Hepimizin kelebek etkisi yaratacak fikirlerini bilimsel platformda kuracağı ağlar ve araştırma ekibi ile paylaşması ve güzel sonuçlar elde etmesi dileğiyle…

Gamze DERELİ CAN

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden 2010 yılında mezun oldu. Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Göz Hastalıkları İhtisasını 2017 yılında tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyomühendislik Doktora eğitimini 2018 yılında tamamladı. Halen Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde göz hastalıkları uzmanı olarak çalışmaktadır. İlgi alanları Katarakt ve Refraktif Cerrahi ve Kornea ve oküler yüzey hastalıklarıdır. TOYK ve TOD Genç Oftalmologlar Grubu üyesidir.

Türk Oftalmoloji Derneği
LookUs & Online Makale